27
Ocak
2012
SAAB'ı satın alması gündeme gelen Brightwell Holdings BV'nin Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas, yerli
İflas başvurusunda bulunan İsveç otomotiv firması SAAB'ı satın alması gündeme gelen Hollanda merkezli Türk şirketi Brightwell Holdings BV'nin Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas, yerli otomobil üretimi konusunda, bu
Manas, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Denizli Şubesi tarafından Denizli İhracatçılar Birliği Toplantı Salonu'nda "Türk Sanayisinde Otomobil Üretimi" konulu toplantıda yaptığı konuşmada, "içten yanmalı" motorlu arabaların geleceği olmadığını savundu.
Bu nedenle otomotiv sektöründe, Fransa'da kurulu bulunan bir elektrikli araba şirketini satın aldıklarını belirten Manas, bu şirketi, yıl sonuna kadar kuracakları mühendislik altyapısı ile Türkiye'ye getirmeyi ve 2013 yılı başında üretime başlamayı planladıklarını kaydetti.
Gelecek Elektrikli Otomobil Teknolojisinde
Manas, "yerli otomobil üretimi" tartışmalarında dile getirilen "herkese uygun ucuz araba" söylemine katılmadığını ifade eden Manas, "Bu ülkede kimse ucuz araba almak istemiyor. Çünkü bu ülke, yakıtın en pahalı olduğu ülke. Türkiye'de ucuz araba işi yaş. İçten yanmalı motorlu araba işi yaş, bitiyor. Israr ediyorum, 3 yıl içerisinde elektrikli arabada çok büyük değişiklikler olacak" dedi.
Konuşmasının ardından katılımcıların sorularını da yanıtlayan Manas, Türk otomobili üretileceğine inanıp inanmadığına yönelik bir soru üzerine, "Koç Grubu 'biz yapacağız' diye bu işin içerisine girdi. Mustafa Koç, bunu TÜSİAD Genel Kurulunda açıklamak durumunda kaldı. Bundan sonra bunun olacağını düşünüyorum. Ama bunun bir plan çerçevesinde olmadığı, bir strateji çerçevesinde olmadığı için 'güdük' doğmasından ve projenin bir yerde durmasından ve tıkanmasından korkuyorum." dedi.
Manas, Türk otomobilinin piyasadan talep görüp görmeyeceğine ilişkin görüşüne ilişkin soruya da "İçten yanmalı olarak piyasaya çıkacak bir Türk arabası için ben çok ümitli değilim. Çünkü halkımızın, 'İlla bir Türk arabası olsun, onu alalım' demesine rağmen araba ortaya çıktığında o kadar fazla istekli olacağı konusunda kafamda soru işareti var" yanıtını verdi.
SAAB'ın Satın Alınması
Manas, Brightwell Holdings BV'nin SAAB'ı satın alma girişimlerine ilişkin bir soru üzerine de bu konuda ortağı Zamier Ahmed ile önceki günlerde Saab'ın Üst Yöneticisi (CEO) Victor Muller ile bir görüşme daha yaptıklarını belirtti.
SAAB'ı satın alma konusunda Çinli ve Hintli firmaların da devrede olduğunu ve bu firmaların son dönemde aşırı stratejik davranmaya başladıklarını ifade eden Alphan Manas, "SAAB'ın fabrikasının oturduğu alanı, para temin edebilmek için bir yıl önce ayrı bir şirket haline getirmişler. O şirketi bankaya ipotek verip kredi almışlar. Çinli bir şirket, o arsanın yüzde 51'ini almak üzere. Biz o şirketi alsak bile düşmanca satın alma planı yapmış olacağız" dedi.
Kaynak : SonDakika
26
Ocak
2012
Brightwell Holdings BV Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas, Saab'ın satın alınmasına ilişkin, iflas masasına teklif vermek için Çinli ve Hintli şirketlerle birlikte kendilerinin de geçen hafta cumartesi günü gizlilik anlaşması imzaladıklarını belirterek, “Bizim teklif verebilmemiz için GM'in şartlarını görmemiz ve Saab'ın data room'una (veri odasına) girmemiz gerekiyor. İki hafta içinde teklif verip vermeyeceğimiz belli olacak' dedi.Manas, uzun süredir mali kriz yaşayan ve iflas başvurusunda bulunan İsveçli otomotiv üreticisi Saab'ın satın alınmasına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, ortağı Zamier Ahmed ile önceki gün Saab'ın Üst Yöneticisi (CEO) Victor Muller ile bir görüşme daha yaptıklarını ve konuyu yakından takip ettiklerini kaydetti.
Manas, Saab'ın satın alınmasında anahtar rolü General Motors'un (GM) oynadığını ve GM'in yaklaşımının çok çok önemli olduğunu dile getirerek, Saab Üst Yöneticisi (CEO) Victor Muller'in de, GM'nin, şirketin satılmasında anahtar rolü oynadığını bildiğini ve bu gidişle Saab'ın satılmasının zor olduğunu düşündüğünü aktardı.
GM'in, onayı olmadan böyle bir satışın gerçekleşme şansının bulunmadığına işaret eden Manas, diğerleri Çinli ve Hintli şirketler olmak üzere, iflas masasına teklif vermek için kendileri ile birlikte üç şirketin gizlilik anlaşması imzaladıklarını bildirdi.
Manas, dolayısıyla bu üç firmanın dışında teklif verecek kimsenin gözükmediğini ifade ederek, şunları söyledi:
“Bizim teklif verebilmemiz için GM'in şartlarını görmemiz gerekiyor. Açıkçası şu anda biz beklemedeyiz. İki hafta içerisinde şirketin geleceği ile ilgili durum daha netlik kazanacak. Ama bizim görüşümüz, bir onay süreci gerektirdiği için Çinli ve Hintli firmalar için, ben onların satın alma ihtimalini düşük görüyorum. Onay prosesi uzun süreceği için. Bizim teklif verebilmemiz için de GM şartları ve şirketin şu anki şartlarını çok net anlamamız gerekiyor.
Teklif verebilmemiz için şartları görmemiz ve data room'a girmemiz gerekiyor. Data room'a girmeniz için de gizlilik anlaşması imzalamanız gerekiyor. Dolayısıyla biz daha geçen hafta cumartesi günü gizlilik anlaşmasını imzaladık. Daha çok sıcak olay. Bu hafta ve gelecek hafta data room haftası ve GM'den gelecek haberi bekliyoruz.”
“Bir adım öndeyiz, ama…”
Alphan Manas, Saab'ın iflas başvurusunda bulunmadan önce akıllardaki düşüncenin 250 milyon avrosu şirket bedeli, 250 milyon avrosu da işletme giderleri olmak üzere 500 milyon avro gibi bir bedelle satılması olduğuna değinerek, bu ekonomik koşullarda dünyada hiçbir firmanın bu rakamları kaldıramayacağını ve hiç kimsenin böyle bir teklif veremeyeceğini dile getirdi.
Zaten şirketin iflasını beklemenin de amacının, iflasla beraber borçlardan arınmak olduğunu ifade eden Manas, “İşletme sermayesi ise her halükarda şirkete lazım. Ama borçlardan arınmadığı sürece bu firmaya teklif veremiyorsunuz. Eğer yeni bir ürün çıkartacaksanız, bu gün 18-24 aydan önce yeni ürünün çıkması çok zor. Bu süre içerisinde siz müşterilerinizi nasıl tutacaksınız? Şu anda Saab'ın hazır olan tek bir ürünü var 4×4 modeli. O da GM'nin Meksika'daki fabrikalarında üretilecek. Onun dışında eski model 9-3 hazır şu anda. Onun yenilenmesi gerekiyor. Onun yenilenmesi için de platformun değişmesi gerekiyor. Dolayısıyla çok kolay bir proses değil” diye konuştu.
Manas, Saab'a teklifte bulunacak olan Çinli ve Hintli firmalara göre, GM'in Saab'ı bu ülkelere satmak istememesinden dolayı, Türkiye'nin bir adım daha önde olduğunu belirterek, “Biz bir adım öndeyiz bu kesin ama, bizim adım atıp atmayacağımız belli değil. Dolayısıyla bizim bir adım önde olup olmamazın ne kadar önemi var onu bilemem. Data room'u görmemiz gerekiyor” dedi.
“İki hafta içinde belli olur”
Kendi amacının Saab'ı satın aldıktan sonra mevcut hatlarını kullanmak olmadığına işaret eden Manas, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Benim amacım bir markayı arkamıza alıp Türkiye'de özellikle elektrikli arabayı ortaya çıkarabilmek. Saab'ın şu anda elektrikli arabası da hazır. Dolayısıyla elektrikli araba benim önceliğim. Benim önceliğim hiçbir zaman için içten yanmalı bir motorlu araba olmadı. Teknoloji, 5 yıl içindeki gelişmeleri gördükçe zaten benim haklı olduğumu ortaya çıkardı. Onun için benim amacım elektrikli araba ve arkasında iyi bir marka olması. Saab'la benim ilgilenmemin ana nedeni budur. Şu anda elektrikli aracın prototipi var. ABD'li ve İsveçli bir firma ile beraber geliştirdiler. Ürün çok çok iyi. Çok çok başarılı. Biz ürünü gördük.
Ama ben Türkiye buradan ne yarar elde edebilir, markadan nasıl fayda sağlayabiliriz, belki bazı ürünlerle hemen piyasaya girilebilir düşüncesi içindeyim. Onu hala sürdürüyorum ama. Bundan sonraki artık cevabımız data room'a girdikten sonra olmalı. Bugünden sonra başka bir söylemim oluşabilmesi için data room'a girmem gerekiyor. Aksi takdirde spekülasyona girer. İki hafta içinde teklif verip vermememiz belli olacak.”
“Amacım, elektrikli aracı Türkiye'de üretmek”
Manas, Saab'ın olası bir satın alınmasında üretimin belli bir süre ve belirli bir hat için İsveç'te olabileceğini belirterek, “Benim amacım elektrikli arabayı kesinlikle ve kesinlikle Türkiye'de üretmek. Onun dışında başka bir opsiyonum yok benim. Eğer bunu sağlayacaksak benim için uygun. Yoksa kesinlikle uygun değil” dedi.
Kaynak : Hürriyet
23
Ocak
2012
SAAB’ın eski sahiplerinden Amerikan şirketi General Motors, SAAB firması satıldığı taktirde teknolojik lisanslarını kimseye vermeyeceklerini duyurdu.
19
Ocak
2012
Alphan Manas'ın şirketi Brightwell Holding, İsveç efsanesi için harekete geçiyor.
Bloomberg News'ün haberine göre Brightwell Holding'in Yönetim Kurulu Üyesi Zamier Ahmed, çok kısa bir süre içerisinde Saab için iflas masasına bir teklifte bulunacaklarını söyledi.
Saab'ın tüm hisselerine talip olduklarını ve eğerSaab'ı alırlarsa, üretimi İsveç'te tutmaya devam edeceklerini söyleyen Ahmed, Brightwell'in şu anda iflas masası ve CEO'su Victor Muller ile müzakere aşamasında olduğunu belirtti.
Brightwell'in Saab'ın varlık durumunun değerlendirilmesini gerçekleştirdiğini ve ne kadar ödeneceğinin tespiti için holdingin en az iki haftaya ihtiyacı olduğunu söyleyen Ahmed, Saab'ın satın alınması için şirketin eski sahibi olan General Motors, İsveç Hükümeti ve Avrupa Yatırım Bankası'ndan onay alınması gerektiğine de dikkat çekti.
Kaynak : HaberTürk
Tüm dünyada We are many, We are SAAB etkinliği gerçekleştirildi. Detaylı resimlere ulaşmak için lütfen tıklayınız.
10
Ocak
2012
Otomotiv’de “bol keseden atışlar” çokça mevcuttur. Herkes elektrikli araba, otobüs yapar yada içten yanmalı motora sahip arabaları elektrikli’ye çevirir. Çinliler Türkiyeye devamlı fabrika kurarlar. Gibi gibi. Bu yüzden gazeteci arkadaşlarım da haklı olarak bu söylemlerin sahiplerinin peşine düşüp devamlı sorgularlar. Bana da “Alphan bey sizin Tilter elektrikli araba ne oldu?” diye soruyorlar. B Plas ve Orhan Holding ile beraber yatırım yapmış olduğumuz SynergEthic firmasının sahip olduğu TILTER (www.tilter.fr) markalı elektrikli otomobil için sürmekte olan mühendislik çalışması ve üretim süreci ile ilgili son durumu 2 Ocak 2012 tarihinde Bursa’da yapılan yönetim kurulu toplantısında görüştük.
Öncelikle aracın 2012-2014 yılı içinde dünyada piyasaya çıkacak elektrikli araçlardan farklı olması ve bu konuda pazarının net tespit edilmesi amacıyla Türkiyede geçen ay içinde AGB firmasının yerine TV Reyting Ölçümü için anlaşma imzalanan TNS firmasının Fransadaki şirketi olan TNS Sofres ile anlaşma yapıldı. Aralık ortasında biten ve 20 gün süren bu çalışmada Fransada 831 ve Almanyada ise 807 kişi olmak üzere, 18 yaşının üzerinde, otomobil veya motorsiklet ehliyeti olan ve nüfusu 100,000’in üstündeki şehirlerde yaşayan 1,638 kişi ile görüşme yapıldı. TNS Sofres’in çıkarmış olduğu raporda Fransada 200,000 adetlik, Almanyada 260,000 adetlik ve tüm AB-27 ülkesinde (Türkiye ve İsviçre hariç) toplam 1.2 milyon adetlik satış potansiyali belirlendi (Raporun bir bölümü içintıklayınız)
Şu ana kadar yaşanan gecikmenin temel nedeni, projenin Fransız bölgesel hükümetinin desteği ile bir konsorsiyuma (mühendislik, motor, pil grubu, güç yönetim sistemi vs) yaptırılmış olması ve Türk ortakların şirkete ortak olmasından sonra dahi bu konsorsiyumun projeyi tamamlayıp teslim edememesiydi. Başarısız olanların başında ana yüklenici, Fransız mühendislik firması Matis Group (http://www.matis-group.com/en.html) du. Sözlerini bir türlü tutamayan bu firma ile anlaşma yapılarak projenin tüm kaynak kodları ve çizimlerinin satın alınarak Türkiyeye getirilmesine ve bir Türk firmasının mühendislik projesini devralmasına karar verildi. Böylece Tilter mühendislik anlamnda %100 Türk olacak. Orhan Holding, projenin Türkiyeye getirilmesine bağlı olarak şirket içinde kalıyor. Böylece ortaklık oranlarında değişiklik olmak kaydıyla ortaklar şirketten ayrılmıyorlar. Yaşanan gecikme olsa da, projeye devam ediliyor olması bizler için sevindirici oldu.
Yerli Otomobil konusunda her kesim kendi bilgi birikimi ve öngörüleri oranında fikirlerini kamuoyu ile paylaşıyor. Hepsine kulak veriyorum ve notlar alıyorum. Örneğin TAYSAD geçen senenin sonuna doğru bir rapor hazırladı ve yerli oto’nun maliyetinin 25,000 TL olacağını açıkladı. Hükümet ise bunun süper teşvikle 15,000 TL’ye düşeceğini söyledi (çok anlayamamakla beraber): http://www.cnnturk.com/2011/ekonomi/ Şu anda Türkiyede Yerli Otomobil hakkında oluşmuş algı şudur: UCUZ. Ucuz otomobil deyince insanın aklına hemen Hintli Tata Nanogeliyor. Tata firması, Nano ile yılda 13 milyon motorsiklet satın alan Hintlileri hedeflemişti. Temmuz 2009’da üretime başlayan Nano’dan ister inanın, ister inanmayın 2 yıldan fazla sürede sadece 130,000 adet satıldı. Aylık satış rakamları Marutti 800 (Türkiyede de bir ara satıldı) ve Ford Figo’dan daha az oldu. 2,000 USD fiyat hedefi ile hayata geçen Nano, klima vs bazı eklentiler ile bir anda 3,700 USD’lik fiyat etiketine sahip oldu. 4,500 USD’lik Maruti 800 ile arasında kalan minik fark yüzünden satış avantajını kaybetti. Dolayısıyla Maruti 800 daha fazla tercih edilir oldu. Zaten Nano satın alanların %38’i en pahalı versiyonu alırken, en ucuzunu alanlar %20’de kaldılar. Yani satın alanlar genelde pahalı versiyonu tercih ettiler. Nano’nun karlı hale gelebilmesi için fabrikanın %90 kapasite kullanması gerekliliği göz önüne alınırsa Ratan Tata’nın Nano yolculuğuna çıkma fikrinden şu aşamada pişmanlık duyduğunu anlamamak elde değil.
Buna karşılık demin bahsettiğim Figo modelinin yaratıcısı Ford, bu modeli 2010 yılında Hindistanda piyasaya sürdüğünde, çok ucuz olmayı amaçlamadı. Fiyat etiketi 7,500 USD idi ve ilk yıl 115,000 adet sattı. Ford’un araştırmasına göre Hindistan pazarının %70’i 7,300–12,200 USD’lik fiyat aralığında hareket ediyor. Otomobil hala bir statü sembolü. Türkiye ile Hindistan’ı Satın Alma Paritesi (PPP) ve Kişi Başı Gelir (GDP) olarak karşılaştırdığımızda arada neredeyse 3.5 kat fark var. Buna rağmen Hintliler inatla ucuz araba tercih etmiyorlar. Ama ölçek ekonomisini de unutmamak lazım.
Hindistanı göz önüne alınca, Türkiyedeki hedef satış fiyatının tutmasının çok zor olduğunu şimdiden söylemek istiyorum. Hele bu çalışmaların TÜMOSAN’ın yaptığı gibi üniversite-sanayi işbirliği ile motor üretme konusundan başlanması durumunda çok fazla mesafe kaydedemeyeceği aşikar. TÜMOSAN’ın traktör projesini candan destekliyorum. Çok doğru bir adım. Ama yerli otomobil konusunda bu kadar geriden başlamak çok anlamlı değil.Gerçi TÜMOSAN bunun farkına varmış ki, onlar da SAAB ile ilişkiye geçtiler. Think’in satın alınması esnasında karşılaştığımız Türk firmaları ile SAAB’da karşılaşmadık. Osman Boyner Think’in satışı esnasında gazetelerde “alıyor” diye haberleri çıkmış (http://haber.gazetevatan.com/boyner), sonra iflas masasındaki teklifi elime geçtiğinde zaten bunun mümkün olamayacağını anlamıştım. Çünkü şirkete verdiği teklif €1 idi (teklif için tıklayınız). Sanırım sevgili Osman Boyner kaçan fırsatın peşine gene düşmüş ki şimdilerde Think’i satın alan Rus Boris Zingarevich(http://www.rumafia.com/person) ile Türkiyede Think’i üretmek için görüşüyor. Bana bu haber olarak gelmedi, gözlerimle gördüğüm için rahatlıkla yazıyorum.
Gelelim sözün özüne: Türklerin kendi markasının SAAB’ı olmasına. Birkaç haber ile birleştirdiğimde işin zorluğunu kavramamak elde değil:
Son olarak SAAB konusundaki çalışmamız hakkında kısa bilgi vermek istiyorum. SAAB’ı ortağım Zamier Ahmed ile birlikte 2011 yılı ortasından beri denizaltı ile suyun altından takipteyiz. İflas öncesi büyük ortağı ve CEO’su Victor Muller’in inanılmaz çabasını da göz ardı etmemek mükün değil. Ama karlılık yaratmak için belirli bir üretim adedi eşiği var. Bu eşiği geçmeden şirketin kar etmesi imkansız. Ayrıca bu kadar birikmiş borç yükü (1.1 milyar Euro) ile zaten yola devam etmek imkansızdı. Özellikle yeni olan Pheonix platformu insanı heyecanlandırıyor. Satın alan firmanın GM ile bir anlaşması olmak zorunda. Fakat olaya hükümet kanadından bakış çok motive edici değil. İşte 2 bakanımızın konuyla ilgili yorumları:
Ali Babacan’ın açıklaması: “Saab gibi eski ve yerleşik bir marka hem ucuz hem de tanıtımı kolay olacaktır ancak bir çok zorluğu da beraberinde getirecektir. Böyle eski bir marka satın almak görünen aynı zamanda göremeyeceğiniz süpriz riskleri, sorumlulukları, sorun ve taahütleri beraberinde getirebilir. Yani sendikal sorunları, o ülkenin yasal problemleri karşınıza gelebilir. Bunlar yaşanıyor ve büyük sıkıntıları beraberinde getiriyor. O nedenle belki biraz pahalı olabilir ama herseye yeniden ve sıfırdan başlamanın en doğrusu olduğunu düşünüyoruz. Biz bir Türk markası yaratmak istiyoruz. Yoksa dünyada Saab gibi bir çok marka var.”
Bu açıklamanın ardından Nihat Ergün‘den de ilginç bir yorum gelmişti: “Bu marka dünyada tutmuş bir marka değil ki, ne tutmuş, yani Saab’ın dünyadaki potansiyeli nedir? Türkiye’de kaç tane Saab görüyorsunuz? Gördünüz mü? Yani bin tane var mı Türkiye’de Saab marka otomobil? Dolayısıyla, İsveç’te markalaşmasını, dünya çapında markalaşmasını oluşturamamış bir markanın satın alınmasının bize çok büyük bir katkısı olacağını ben şahsen düşünmüyorum yani.”
Şimdi bizler hangi motivasyon ile SAAB konusuna eğilelim? Siz söyleyin lütfen…
Kaynak : Alphan Manas
Türk şirketi Brightwell Holdings SAAB ile ilgilendiğini bildirmişti. Hindistan otomobil şirketi Mahindra & Mahindra'nın da SAAB'ın tamamını yada bir kısmını satın almak istiyor. SAAB ile ilgilenenler arasına Dongfeng Motor da girdi.
Kaynak : InAutoNews
5
Ocak
2012
SAAB 2011 yılını biraz karamsarlıklar içinde geçirse de 2012 yılı SAAB için daha iyi olacağına inanıyoruz. Ki Brightwell Holdings bugün itibari ile alım kesinleşmese dahi (ki belki almayacak) bize mutlu bir haber vererek 2012 yılına bizi umut içinde başlamamıza neden oldu. SAAB TÜRK; SAAB Severler için tamamen SAAB kalitesini, prensiplerini ve güveni doğrultusunda paylaşımlar sunmak amacıyla kuruldu. Ne mutlu ki 2012'ye SAAB Türkiye'de Brightwell Holdings ile birlikte ayrıca yeni bir SAAB paylaşım platformu ile başladı. SAAB Cadde. Teşekkürler Brightwell, Teşekkürler SAAB Cadde. Türkiye'de hep beraber hep daha iyiye…
5
Ocak
2012